TİGEM 300 KOYUN BAŞVURU ŞARTLARI (1)

Üçyüz koyun hibe mi ediliyor, yoksa TİGEM bunları destek olarak mı veriyor ? Bu projenin ve bu desteğe başvurunun şartları nelerdir ?

İki hafta kadar önce geride bıraktığımız yılda adından çok söz ettiğimiz, Tarım Bakanlığı’na ait bir proje özellikle kırsal nüfusu ve ilgililerini hayli meşgul etti. Öncelikle isminden giriş yapmak isterim… 300 KOYUN ! Hatırlarsanız 2007’de “300 Sparta’lı” şeklinde bir ibaresi olan film afişini çok görmüştük sinemalarda. Bu Tigem’in projesi 300 koyun işi de böyle flaş bir banner gibi olmuş. Ya da insanları daha fazla etkileyebilmek için mi böyle bir sayı seçtiler kim bilir !!!
Değil mi yani ? Neden 290 değil, veya 250 -200 değil de 300 ? Hadi neden 180-150 değil, hatta niye 100 değil de 300 ? Öyle ya, koyun hayvanı bu ! Bereketli mübarek. Köpek beşiz yediz doğurup tek veya ikişer üçerli dolaşırken, koyun genellikle bir batında tek veya ikiz doğurur ama bir bakarsınız koyun sürüleri mevcudu 10 baştan başlar, Avustralya’da 2 bin – 3 bin başa kadar çıkar ! Evet böylesine bereket fışkıran,
çobanının gözünden onun psikolojisini keşfedip ona göre aksiyon alan  bir mahluktur şu koyun dedikleri.
Bu husus üzerine yazılabilecek, daha doğrusu klavye tıkırdatılacak öylesine derin mevzular var ki, hangisinden başlaması gerektiğini şaşırıyor insan. Eğer bir hibe idi  ise bu, ki vaziyet ona işaret etmiyor, üçyüz rakamının ciddiyet seviyesi bir hayli yüksek. Damızlık yani en az dört beş sene analık vasıflarını yerine getirecek özelliklere haiz sıradan bir ırka ait  dişi koyunun bugünkü birim maliyeti ortalama 1000 ₺ civarıdır. Böyle bir rakamı, üçyüz ile çarptığımızda, bizi de çarpan küçük çaplı bir servet ile karşılaşırız. En basitinden bu üçyüzbin rakamı ile karşılaşmak bile, bu projenin bir hibe, yani geri ödenmemek üzere devletten alınan bir bedel olmadığını açıklar.

Devlet üçyüzbin lirayı hibe vermez mi meselesi değil. Bu kadar meblağı, böylesi küçük çaplı üreticiye değil projesi,

yıllık bilançosu, kapasite raporu kelli felli olan kurumlara verir de ondan. Kırsal kesim müdavimleri olan bizlere de hadi versin otuzbin lira versin. Her neyse… Meseleyi odaklamak istediğim nokta, hevesli arkadaşların bu konuyu hibe kelimesi üzerinden değil, hedefe tez götürecek ifadelerin peşinde olmaları.
İlk aşamada göze hemencecik batan iki detay şöyle; Halihazırda ağılın (koyun barınağı) mevcut ve içinde 0 ile 299 adet arası koyunun olacak. Devlet de senin eksik koyununu tamamlayacak. Bu birincisi… Yani bir çiftçi olarak canlı demirbaş eksiğinden mütevellit kapasiteni tam kullanamayan besicilerden olmalısın.
İkinci ve bence çok “möhüm” bir kriter olarak, devletin sana verdiği canlı demirbaşlara karşılık ipotek gösterebileceğin, direkt senin adına kayıtlı taşınmaz malın yani tarla, arsa, arazi ve benzeri bir varlığın olacak. Ahan da zurnanın zart dediği yer !
Bu başlangıç şartları iyi anlaşılamadığı için, bir önceki Tarım Bakanı da tashih manasında tekrar tekrar beyanat vermek zorunda kaldı. “Arkadaş biz köy köy dolaşıp her isteyene koyun dağatmıyacaz” gibi ve buna benzer mealde cümleler kurdu doğal olarak.
Bundan sonraki “300 koyun projesi” hakkında yazımızda da, yetiştirici ve ülke için koyunculuğun ne anlam ifade ettiğini anlatmaya çalışırız…

  • YAZAR:
    Et ürünleri Gıda teknikeri, yazankasap.com'da yazar, Zooteknist ( büyükbaş ve küçükbaş yetiştiriciliği)

1
Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment
avatar
1 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
0 Comment authors
Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler
Bildir