KASAP HAVASI HANGİ YÖRENİN ?

Kasap havası denince aklınıza ne gelir ? Daha ezgilerini duymaya başlamadan, ismi dahi zikredilse vücudunuzda istem dışı hareketlenmeler mi olur ! Belki de kasap havasının hangi yöreye ait olduğunu umursamadan kendini havasına kaptıranlardansınız !

Öncelikle  şu duruma bir açıklık getirmem gerekir ki; o da düğünlerde bir çeşit oyun havası olan bahsi geçen bu hususun neden sitemize makale konusu olduğudur. Neden olmasın ! En meşhur arama motoruna “kasap” diye yazıyorsun, bir de bakıyorsun, “kasap havası hangi yörenin” diye başlayan ve birçok farklı kelime kombinasyonuna sahip,  düğün ezgisi ile ilgili birçok arama yapılmış ve hiçbiri de meslek anlamında kasap ile uzaktan yakından alakası yok. Biz de yazankasap olarak, meslek ile ilgili olmasa da bu havalı kasap meselesine el atmak istedik.

Kasap havası konusunda sizin hissettikleriniz her ne olursa olsun, refah seviyesi en alt kademeden en üste, ülkemiz düğün ve cemiyet kültürünün vazgeçilmez melodisidir şu kasap havası dedikleri. Kasap havası dendiğinde benim zihnimde birbirinden tamamen farklı  üç ayrı düşünce ve hayal dünyası oluşuyor. Ama dediğim gibi, üçünün de birbiriyle hiç mi hiç alakası yok ! Bunların en çok bilinip yaygın olanından en azına doğru sırayla  muhabbetini yapalım…

Kasap havası; en çok çağrışım yapan türü düğünlerin vazgeçilmez ezgisi. Şöyle ağırdan başlayıp devamında belli bir ivmelenme gösterip,

zincirde ayaklarını tepindirerek havaya iştirak edenlerin dayanabilecekleri en son seviyeye kadar hız artışını sürdürür. Horon ve halay tarzı oyun türlerinin farklı bir türevidir denebilir.

Kasap havası hangi yörenin derseniz, Marmara ve Trakya bölgelerimizin cemiyetllerinde olmazsa olmaz konumunda diyebiliriz. Faka işin garip tarafın nedir biliyor musunuz ! Bu kasap havası, ezgi ve melodi olarak Yahudi’lerin “hava nagila”sı ile birebir örtüşmesi. Hava nagila, Yahudi halk şarkısıdır ki İsrail düğünlerinin vazgeçilmezidir.  Tıpkı “Türkiyem” şarkısı gibi neden bize İsrail ve Yahudi kaynaklarından esinlenilerek nakledildiği ise kafa karıştırıcı ve şüpheler ile doludur. Basit sorgulamalar sonucu böyle bir kaynağa ulaştığımızda da en son cumhuriyet kültürümüzü kimlerin oluşturduğu sorusu ile karşılaşmaktayız. Devam etsek yolumuz Sirtaki’ye kadar çıkar herhalde !

Meslekten biri olarak kasap havası denince benim zihnimde yanan ampul ise kasap dükkanına girdiğimde burnuma gelen ve ciğerlerime kadar bolca teneffüs etmeye çalıştığım, buz gibi fayans ve mermer duvarlara çarparak bana ulaşan çiğ et kokusu ! Kasap havası benim için işte budur !.. Bazen düşünüyorum, bu ortam bana neden bu kadar çekici geliyor diye… Varabildiğim tek sonuç “meslek aşkı”.

Üçüncü ve son zayıf ihtimal de olsa bundan bahsetmeden yazıyı bitiremeyeceğim galiba… Tasvir etmek istediğim; bir kasap kardeşimizin çeşitli nedenlerden dolayı çok havalı pozlar veriyor olması. Bu da son kasap havası tasviri. Genelde boğazlanarak kanlar içinde yerde yatan beşyüz kiloluk dananın başında elleri belinde, yüzü başı kanlar içindeki bir kasabın  havasıdır bu ! Nusret’in havası kadar olmasa da bu kasabın havasından da yanına varamazsınız…

  • YAZAR:
    Et ürünleri Gıda teknikeri, yazankasap.com'da yazar, Zooteknist ( büyükbaş ve küçükbaş yetiştiriciliği)

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment
avatar
  Subscribe  
Bildir