JÜLYEN LOKUMLU ANTRİKOT SOTEMİZ..

Konumuz et olunca, bu ortamda lokumdan

kastımız da kuzu kuyruk yağı olur tabi..  Kuyruk yağının benim üzerimde garip bir çekiciliği var. İster döküm tavada pişireyim, ister kömür ızgarada,  ( tabi favorimiz kömür ızgara)  hepsi de tercihimizdir o anın imkanları dahilinde. Hiçbir malzemen olmasın elinde ! Kuyruk “lokum”dan

başka. Fındık ebadında doğra, tavada üç dk. çevir, hafif kekik ve pul biber ilavesi ile, ekmeğini bandırarak yerken gözlerinin gayri ihtiyari kapanacağı bir ziyafetin sahibisindir. Ben beş duyuya ilaveten hissettiğimden bahsediyorum.

Çok değer verdiğim aşçı büyüğümün bir uygulaması vardı bu konuda. Tüm yemeklerde kullanacağı yağ ihtiyacını en mükemmel çözümle önceden karşılamak için;  ikiyüz kiloluk kazanı, kıyma makinesinden çekilmiş kuyruk yağları ile doldurur, içine elma kabuğu, patates, soğan, sarımsak, havuç, defne yaprağı ve tuz ilave edip güzelce kaynatırdı. Kazandaki sıvı katı arası bu karışımı tenekelere doldurur, ağızlarını lehimleyerek kapatır ve yaptığı tüm yemeklerdeki yağ ihtiyacını buradan karşılardı. Ki yaptığı çorba doymaya kaficinsten.
Peki neden jülyen kesilmiş kuyruk yağı dedik başta ! Heyecan yapmayın. Bi sebebi yok. Sadece uzun ince kesimde güzel kavruluyolar da ondan.. Asıl işin içinde, sote doğranmış  ve marbling’ini tamamlamış  damarlı antrikot’umuz var da biz ona kuyruktan dolayı geç geldik. Bir tavada iki başrol oyuncusu varsa figürana gerek kalmıyor. Bu ikisinin yanına daha da bir şey istemezük. Annem, janjanlı yemek programlarında sunulan, yüksek bedelli yemek malzemeleriyle hazırlanan adı sanı duyulmamış yemekleri izlerken hep şöyle der; “amaaan ! o malzemeler kimde olsa onu yapar ki.” Yalan da değil hani. Tavamızdaki iki aktör antrikot ve kuyruk yağımız da bu tezi ispatlar nitelikte. Bu zamana kadar hiç böyle bir tatla karşılaşmadıysanız, bundan sonra da denemeyin, başınıza iş alırsınız.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment
avatar
  Subscribe  
Bildir